Tang Hanedanlığı döneminin büyük gerçekçi şairlerinden biri olan Du Fu, bugün sadece Çin’de değil, Avrupa ve Amerika’da da tanınan ve şiirleri dünyanın dört bir tarafında tercüme edilen bir şairdir. Dili ve üslubu çoğu eleştirmen tarafından kasvetli ve ‘bunaltıcı’ olarak anılsa da aslında yaşam ve ölüm, onun şiirlerinde yan yanadır.
Du Fu’nun şiirlerinin merkezinde yaşam bilinci vardır. Du Fu’nun şiirlerinde yaşam bilinci, insanın varoluşuna, doğanın döngüsüne ve zamanın kaçınılmaz değişimine bir tanıklıktır.
REN
Şiirlerinin kaynağı ren’dir, yani iyilik, doğruluk, sevgi, merhamet ve yaşam bilinci… Ren, Konfüçyüs felsefesinin temelini oluşturur. Konfüçyüs’e göre insanın en yüksek idealid
Ren’in en bilinen ifadesi “Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma” ilkesidir. Bu evrensel ahlak kuralı ren’in özünü yansıtır. Ama ren’i doğadan ayıramayız. Tıpkı Du Fu’nun şiirlerini doğaya değinmeden açıklayamayacağımız gibi…
uzun otlar, sahilde mecalsiz esinti,
hayal meyal direği, yalnız gece gemisinin.
ovanın bir ucundan bir ucuna asılı yıldızlar,
büyük nehrin sularına boşalan ay.
adımı kimseler bilmeyecek yazdıklarımdan;
hastayım, yaşlanıyorum, bırakmalı yerimi.
yele tutulmuş, titrerken -neye benziyorum?
her iki dünyada da yalnız bir martı, kumsalda!
Cheng Hao, “Ren, tüm varlıklarla bir bütün olmaktır,” der. İnsan ve doğa arasındaki uyumu, ren’in en yüksek ifadesi olarak görür. Mengzi ise, “Ren’in tohumları herkesin içinde vardır,” der, “tıpkı tohumların yeşerme potansiyeli gibi…” Bu yaşam bilinci, Du Fu’nun şiirlerinden bize göz kırpar.
Sonbahar penceresinde, çoktan şafak renkleri,
Yapraklarından soyulmuş ağaçlarda, bir kez daha gökyüzünün rüzgârı.
Güneş soğuk dağların ötesinde doğar,
Nehrin suları gece boyunca süzülen sise akar.
Bilge Hükümdarlığımız kimseyi reddetmez,
Ama hasta ve yaşlanmış olarak, ben artık bir yaşlıyım.
Geri kalan hayatım için o kadar çok kaygı var ki,
Savruluyor, dönen bir karahindiba taneleri gibi.
YAŞAM BİLİNCİ
Yaşam bilinci, Çin kültürünün temel özelliğidir. Basitçe, yaşamı önemsemek diyebileceğimiz yaşam bilinci, Çin’de şiirlerde ana temadır. Yaşamın sınırlarını ve sınırın ötesini düşünmek… Ama en önemlisi, yaşama yakın olmak, tanık olmak, geleceğe ışık tutmak… Du Fu da, Ordu Arabalarının Türküsü şiirinde o günün gerçeklerine değiniyor. Sanki onunla birlikte biz de atlar kişneyip hırıldarken, aileler oğullarını askere uğurlarken, yolcunun sorduğu yanıtı dinliyoruz askerden.
Ordu Arabalarının Türküsü
Arabalar takırdayıp gümbürdüyor,
Atlar kişniyor ve hırıldıyor,
Askerler yürüyor, her birinin belinde ok ve yayı,
Babalar ve analar, eşler ve çocuklar, onları uğurlamaya koşuyor
Öyle çok toz kalkıyor ki Xian-yang Köprüsü’nü göremiyorsun!
Ve aileler giysilerinden çekiştiriyor, öfkeyle ayaklarını yere vuruyor,
Yolu kapatıp ağlıyorlar–
Ah, feryatlarının sesi doğruca göğe yükseliyor.
Ve bir yolcu soruyor, “Neler oluyor?”
Asker basitçe söylüyor, “Bu hep böyle olur.
On beş yaşından itibaren bazıları kuzeyi korumaya gönderilir,
Kırk yaşında bile bazıları batıda ordu çiftliklerinde çalışır.
Evden ayrılırken köy muhtarı sarıklarını sarmak zorundadır;
Geri döndüklerinde, saçları ağarmış, hâlâ sınırı koruyorlar.
Sınır karakolları bir okyanusu dolduracak kadar kanla akıyor,
Ve savaş seven İmparator’un fetih hayalleri hâlâ bitmedi.
Duymamış mı ki Han’da, dağların doğusunda,
İki yüz vilayet, binlerce ve binlerce köy var,
Sadece dikenler yetişiyor?
Ve sapasağlam bir eş çapa ve sabanı kullansa bile,
Zavallı ekinler gelişigüzel tarlalarda düzensiz büyüyor.
Qin’in adamları için daha da kötü; öyle iyi savaşçılar ki
Köpek veya tavuk gibi savaştan savaşa sürülüyorlar.
Sormak nezaketinde bulunduğunuz için teşekkürler, efendim,
Belki de bu kadar kızgınlığı dile getirmemeliydim.
Ama mesela bu kışı ele alın,
Guanxi askerlerini hâlâ terhis etmediler,
Ve vergi tahsildarları herkese arazi vergisi için baskı yapıyor–
Arazi vergisi!–bu para nereden gelecek?
Gerçekten, bugünlerde oğul sahibi olmak kötü bir şey,
Kız sahibi olmak çok daha iyi;
En azından bir kızı komşuya gelin verebilirsin,
Ama bir oğul sadece ölmek için doğar, bedeni yabani otların arasında kaybolur.
Efendim Kokonor kıyılarını gördü mü?
Beyaz kemikler orada yığınlar halinde yatıyor, toplanmamış.
Yeni hayaletler yakınıyor ve eski hayaletler ağlıyor,
Alçalan gökyüzü altında sesleri yağmurda haykırıyor.”
Du Fu, şiirlerinin çoğunu sarhoşken kaleme almıştır. Bu şiirlerin büyük bir kısmında doğayı ve kendi düşüncelerini yansıtmıştır.
Yağmur
Yollar henüz parlamıyor, yağmur hafif,
Parçalı bulutlar incelip kararıyor.
Sürüklendikleri yerde, mor kayalıklar kararmakta.
Ve ötesinde — beyaz kuşlar uçuşurken parlıyor.
Soğuk nehre yağan yağmurun sesi artık tanıdık,
Sonbahar güneşi nemli gölgeler düşürüyor.
Aşağıda çalıdan yapılma çit kapımızın önünde,
Köy değirmeninde kurumaya bırakılmış:
Kabukları soyulmuş pirinç,
Yarı ıslak ve mis kokulu.
Du Fu’nun şiirlerinde yaşam bilinci, doğa bilinciyle iç içe geçmiştir. Onun doğayla ilişkisi, düz bir çizgide değildir. Bazen doğada gördükleri mısralarında havai fişekler gibi patlar, bazen onu umutsuzluğa sürükler; hissettiklerini ifade edemediği için:
Nehir kıyısındaki çiçekler
beni çıldırtıyor; çünkü etkilerini
anlatmanın yolu yok
Muhteşem doğanın içinde kendini sıradan, aptal bir adam olarak görür:
Sıradan giysiler içinde bir adam düşünün,
ilerleyen yaşlarda,
pratik olmayan, hatta aptal,
mücadele eden
bilgelerle aynı seviyeye gelmek istedi
bunun yerine beyaz saçları ve başarısızlığı var
yine de hedeflerine sadık kalacak,
onu tabutuna kapatana kadar
kalpten yazan bir şair,
yoksullar için endişeli
bunun için bilgin arkadaşları ona gülüyor!
Du Fu, her şiirinde gerçektir. Yüzyıllar öncesine bizi bir çırpıda alıp götürür. Bize ren’i yeniden öğretir. Sevgiyi, merhameti, ‘kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma’yı… Doğanın muhteşemliğini… Savaşın aptallığını… Yoksulların dürüst yüzünü… Her şeye rağmen manzaranın tadını çıkararak, arkadaşlarıyla içki içip yazarak kendini anlamaya ve arındırmaya çalışan Du Fu’nun şiirleri, onun ta kendisidir.
Gecede Yorgun
Bambuların serinliği yatağımı istila ediyor,
Tarlanın üzerindeki ay, avlunun köşesini dolduruyor.
Ağır çiğ, minik damlacıklar oluşturuyor,
Seyrek yıldızlar aniden belirip kayboluyor.
Ateşböcekleri karanlıkta ışıldıyor,
Sudaki kuşlar birbirlerine sesleniyor.
Bütün dünya savaşta.
Acılarım boşuna – berrak gece, geçip gidiyor.
DU FU
Du Fu, MS 712’de Shao-ling’de doğdu. Du Fu çocukken olağanüstü yetenekliydi. İlk şiirini yedi yaşında yazdığı söylenir. Devlet sınavında yüksek puan alması bekleniyordu ama beklenmedik şekilde sınavı geçemedi; kaynaklar bunun pratik bilgi eksikliğinden kaynaklandığını yazmaktadır.
Du Fu, 20 yaşında evinden ayrılıp Çin’i gezmeye başladı. Tang başkenti Chang’an’da (günümüz Xi’an) 10 yıl memur olarak çalıştı. Bir isyan patlayınca isyancılar tarafından yakalandı ve Chengdu’ya kaçtı. Orada mütevazı bir kulübe yapıp dört yıl orada kaldı. Bu dört yılda halkın acılarını anlatan 240’tan fazla şiir yazdı. Bu şiirler bugün hâlâ Çinliler tarafından çok iyi bilinir.
Du Fu, Çince’yi ustalıkla kullanıyordu. Çince’de şiirlerde isim olan kelimeleri sıfat, fiil veya zarf olarak kullanır, mısranın nasıl oluştuğunu yorumlamayı okura bırakıyordu.
Şiire adanmış bir ülkenin en büyük şairi sayılmasına rağmen Du Fu kendini başarısız olarak görüyordu. Resmi devlet sınavlarında az başarı elde etmesindendi belki bu… An Lu-shan isyanıyla yıkılan ilk Tang hanedanlığı sırasında küçük bir memur olarak yer değiştirmek zorunda kaldı. Yoksul bir hayatı oldu. Hatta açlık sınırında yaşadı.
Hayatındaki iki önemli olay: MS 745’te yaşlı şair Li Po ile tanışması ve ülkede çıkan iç savaştır. Li Po ile kişilikleri farklı olsa da onunla derin bir dostluk kurdu, ona şiirler yazdı. Li Po, şiirde teknik olarak ondan daha ilerideydi ancak Du Fu’nun dili daha samimi ve gerçekti, insani şeyleri şiirlerinde konu ediniyordu. Bu da onun çok sevilmesinin ve yüzyıllar boyunca okunmasının temel nedenidir.
KAYNAKLAR
Liu, S. (2024). A Discussion on Life Consciousness in Du Fu’s Poems. Literature, 4(1), 31-44. https://doi.org/10.3390/literature4010003
Xiangzhou Hu, Qianyu Cao. A Study on Du Fu’s Poems Translation Strategies and Their Value. Academic Journal of Humanities & Social Sciences (2022) Vol. 5, Issue 3: 10-18. https://doi.org/10.25236/AJHSS.2022.050304.
PAN Shu-xian, ZHANG Zhi-lie. Review and Prospect of Du Fu’s Research in the Past 100 Years[J]. Journal of Xihua University (Philosophy & Social Sciences) , 2019, 38(1): 42-55.
https://mypoeticside.com/poets/du-fu-poems
https://allpoetry.com/Du-Fu

